
Oyun, çocukların zihinsel, sosyal ve psikolojik gelişimini destekleyen çok önemli bir faaliyettir. Her oyun, çocukların farklı ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik ortaya çıkmaktadır. Oyunun çocuk gelişiminde önemli bir yeri olduğunu gösteren araştırmalarla birlikte, eğitim ve terapi alanında oyunun kullanımı hız kazanmıştır. Bu doğrultuda geliştirilen oyun terapisi, çocuğun gündelik oyununu, bir terapötik müdahale aracı haline getirerek güvenli bir ilişki oluşturken, seçilmiş oyun materyalleri ile psikolojik ve sosyal gelişimini desteklemektedir. Aynı zamanda, kendini ifade etmesini ve eğlenceli vakit geçirmesini sağlamaktadır.
Kurumumuzda oyun terapisi, çocukların özel eğitim programını destekleyici olarak kullanılmaktadır. Özellikle 0-12 yaş grubu çocukları faydalanabilmektedir. Otizm ve diğer tanı gruplarından çocukların farklı ihtiyaçları doğrultusunda dört ayrı biçimde uygulanmaktadır: Oyun Becerileri Eğitimi; Bilişsel-Davranışçı Oyun Terapisi; Çocuk-Odaklı Oyun Terapisi; Grup Oyun Terapisi. Hangi oyun terapisi yöntemiyle çalışılacağına, çocuğun tanısına, genel ihtiyacına ve yaşına göre kurum psikoloğu tarafından karar verilmektedir.
Otizm ve yaygın gelişimsel bozuklukta, 3 yaş öncesindeki çocuklarda ortaya çıkan, sembolik etkinlik, oyun ve sosyal ilişki alanlarındaki gelişmeler genellikle görülmez. Bu tanı grubundaki çocuklar, çoğunlukla bireysel oyunlara yönelmekte ve aynı zamanda oyuncağın işlevine uygun olmayan stereotipik (döndürme, sallama, sıraya dizme, üst üste koyma vb.) davranışlar göstermektedirler. Bu nedenle, otizm ya da yaygın gelişimsel bozukluk tanısı almış çocuklarla yapılan oyun terapisinde temel amaç, çocuğa soyut düşünme ve oyun kurma becerilerini kazandırmaktır. Oyun becerilerini kazandırırken öncelikle oyuncakların işlevlerinin öğretilmesi gerekir. Örneğin, arabayı sürme, uçağı uçurma, at, köpek vb. hayvanları yürütme, çatalla yemek yeme gibi oyuncaklarla temel işlevlerine göre oynaması sağlanır. Oyuncakların işlevlerini öğrenmesinin ardından, sembolik oyunu geliştirebilmesi için bebeğe mama verilmesi, su içirilmesi, bebeğin yatağına yatırılıp uyutulması ya da bir insanı arabaya bindirip, arabayı sürme, evine götürme gibi günlük yaşamı canlandırmaya yönelik basit düzeyde kurgular yapılır. Daha sonraki aşamada, çocuğun kendi yaşamındaki olaylar da oyuna dahil edilmeye başlanır ve rol oynama tekniği ile karşılıklı canlandırmalar yapılır (doktorculuk, okulculuk, tamircilik vb.). Beraberinde, okuldaki grup oyunlarına katılımını arttırmak amacıyla kimi kurallı oyunlar da bireysel ya da grup oyun terapisi aracılıyla çalışılır. Bu aşamalardan geçerken, oyunları önce işlevsel olarak öğrenen çocuk zamanla birlikte oynamaktan keyif almaya başlayacak ve kendi rutinleriyle kısıtlı kalmayacaktır. Aynı zamanda, oyun sırasında çocuklar konuşmaya teşvik edildikleri için, özel eğitim programıyla paralel olarak konuşma düzeyleri de gelişebilecektir. Bu doğrultuda, konuşması henüz başlamamış çocuklar oyun efektleri çıkarmaya (hayvanların, taşıtların sesleri, yemek yeme sesi), ileriki aşamalarda da oyunlarını basit ve uygun cümlelerle anlatmaya teşvik edilmektedirler. Sonuç olarak, oyun terapisi süreci, otistik çocuğun yönerge alma, göz kontağı kurma, iletişim becerileri, problem çözme becerileri vb. alanlarda da gelişme olanağı sunmakta, özellikle sosyal gelişimini destekleyici nitelikte ilerlemeler sağlamaktadır.
Özel eğitim alan çocuklar arasında, birçok farklı problem nedeniyle de oyun terapisi ihtiyacı ortaya çıkabilmektedir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite, fobiler, takıntılar, okula uyum ve davranış problemleri, arkadaş ilişkilerindeki sorunlar, bunlardan bazılarıdır. Bu çocuklarda, bilişsel-davranışçı oyun terapisi uygulanmaktadır. Bilişsel-davranışçı oyun terapisi, yapılandırılmış, yönlendirici ve hedefe yöneliktir. Sorun olan davranışın yerine, daha olumlu düşünce ve davranışların geliştirilmesini sağlar. Çocuğun sorunlarına yönelik yapılan çalışmalar sırasında oyundan yararlanıldığı gibi, davranış kontrolü, model olma, maruz bırakma, rol oynama (veya drama) ya da sözel ve sözel olmayan bazı terapi teknikleri de kullanılır. Terapinin temel unsurlarından biri ödüllendirmedir. Gerekli görüldüğünde aileler ve öğretmenlerle yapılan görüşmeler yoluyla, sorunun çözümünde çok boyutlu bir çalışma yürütülür. Böylelikle, oyun terapisi yoluyla sorunlar aşamalı olarak çözülürken, çocuklar sorumluluk almayı, davranışlarını kontrol etmeyi, kendi problemlerini çözmeyi öğrenebilirler. Otistik çocuklar ise, bilişsel-davranışçı oyun terapisi teknikleri aracılığıyla, var olan takıntılarının etkisini azaltma, günlük yaşamda karşılaştıkları güçlüklerle baş etme yolları, uygun bir şekilde duygu ve düşüncelerini ifade edebilme, genel sosyal beceriler vb. alanlarda gelişme sağlayabilmektedir.
Kimi zaman, çocuklarımız yaşadığı yoğun duygusal zorluklar nedeniyle, oyun terapisi desteği gerekebilmektedir. Özellikle özgüven eksikliği, psikosomatik sorunlar, kimi korkular ve travma yaratan yaşantılar varsa, “Çocuk-Odaklı Oyun Terapisi”yle çok fazla yol alınmaktadır. Bu oyun terapisinde, çocuk kendini ifade etmekte, istediği oyuncakla birçok farklı şekilde oynamakta özgür bırakılmaktadır. Oyuncaklar çocuğun kendi gelişiminin anahtarıdır. Çocuklar, oyun odasında, korkularını, kaygılarını, suçluluk duygularını kişilere değil, onlar için daha kolay ve güvenli olan oyuncaklara aktarma şansı bulurlar. Oyun terapisi sürecinde, simgeler yoluyla bu durumu baş edilebilir hale dönüştürür. Bu süreç çocuğun kendini ifade edip, kendi yaşamı üzerinde yeniden kontrol kazanmasına yardımcı olur. Böylece, çocuk kendi-farkındalığını arttırıp, özgüven kazanır ve sorunlarıyla baş edebilmeye başlar.
Sonuç olarak, otizm ve diğer tanı gruplarındaki çocuklarda, özel eğitime destek olarak uygulanan oyun terapisi birçok kazanımı beraberinde getirmektedir. Çocukların, özel eğitimde öğrendiklerini pekiştirir, kavramları daha kolay öğrenmesini sağlar. Dil gelişimine katkıda bulunur. Daha kolay ve doğal bir tarzda iletişim kurar. İlgi ve yetenekleri daha objektif değerlendirilir. Stereotipik davranışları azalırken, kendi rutinlerinin dışına çıkabilmeye başlar, ilgi alanı zenginleşir. Kreş ya da okulda arkadaş ilişkileri gelişir, paylaşmayı öğrenir. Dikkatinin ve farkındalığının artmasını sağlar. Kurallara uymayı öğrenir, daha az problem davranış sergilemeye başlar. Birikmiş enerjisini kabul gören bir şekilde atmasını sağlar ve eğlenceli vakit geçirmeye başlar. Çocuğun kendine olan güven duygusu gelişir. Böylece, oyun terapisi ile çocuklar, sosyal ve psikolojik gelişimi desteklenirken, mutlu bireyler olmaları yönünde adım atma imkanı sağlanmaktadır.
Kurumumuzda oyun terapisi, çocukların özel eğitim programını destekleyici olarak kullanılmaktadır. Özellikle 0-12 yaş grubu çocukları faydalanabilmektedir. Otizm ve diğer tanı gruplarından çocukların farklı ihtiyaçları doğrultusunda dört ayrı biçimde uygulanmaktadır: Oyun Becerileri Eğitimi; Bilişsel-Davranışçı Oyun Terapisi; Çocuk-Odaklı Oyun Terapisi; Grup Oyun Terapisi. Hangi oyun terapisi yöntemiyle çalışılacağına, çocuğun tanısına, genel ihtiyacına ve yaşına göre kurum psikoloğu tarafından karar verilmektedir.
Otizm ve yaygın gelişimsel bozuklukta, 3 yaş öncesindeki çocuklarda ortaya çıkan, sembolik etkinlik, oyun ve sosyal ilişki alanlarındaki gelişmeler genellikle görülmez. Bu tanı grubundaki çocuklar, çoğunlukla bireysel oyunlara yönelmekte ve aynı zamanda oyuncağın işlevine uygun olmayan stereotipik (döndürme, sallama, sıraya dizme, üst üste koyma vb.) davranışlar göstermektedirler. Bu nedenle, otizm ya da yaygın gelişimsel bozukluk tanısı almış çocuklarla yapılan oyun terapisinde temel amaç, çocuğa soyut düşünme ve oyun kurma becerilerini kazandırmaktır. Oyun becerilerini kazandırırken öncelikle oyuncakların işlevlerinin öğretilmesi gerekir. Örneğin, arabayı sürme, uçağı uçurma, at, köpek vb. hayvanları yürütme, çatalla yemek yeme gibi oyuncaklarla temel işlevlerine göre oynaması sağlanır. Oyuncakların işlevlerini öğrenmesinin ardından, sembolik oyunu geliştirebilmesi için bebeğe mama verilmesi, su içirilmesi, bebeğin yatağına yatırılıp uyutulması ya da bir insanı arabaya bindirip, arabayı sürme, evine götürme gibi günlük yaşamı canlandırmaya yönelik basit düzeyde kurgular yapılır. Daha sonraki aşamada, çocuğun kendi yaşamındaki olaylar da oyuna dahil edilmeye başlanır ve rol oynama tekniği ile karşılıklı canlandırmalar yapılır (doktorculuk, okulculuk, tamircilik vb.). Beraberinde, okuldaki grup oyunlarına katılımını arttırmak amacıyla kimi kurallı oyunlar da bireysel ya da grup oyun terapisi aracılıyla çalışılır. Bu aşamalardan geçerken, oyunları önce işlevsel olarak öğrenen çocuk zamanla birlikte oynamaktan keyif almaya başlayacak ve kendi rutinleriyle kısıtlı kalmayacaktır. Aynı zamanda, oyun sırasında çocuklar konuşmaya teşvik edildikleri için, özel eğitim programıyla paralel olarak konuşma düzeyleri de gelişebilecektir. Bu doğrultuda, konuşması henüz başlamamış çocuklar oyun efektleri çıkarmaya (hayvanların, taşıtların sesleri, yemek yeme sesi), ileriki aşamalarda da oyunlarını basit ve uygun cümlelerle anlatmaya teşvik edilmektedirler. Sonuç olarak, oyun terapisi süreci, otistik çocuğun yönerge alma, göz kontağı kurma, iletişim becerileri, problem çözme becerileri vb. alanlarda da gelişme olanağı sunmakta, özellikle sosyal gelişimini destekleyici nitelikte ilerlemeler sağlamaktadır.
Özel eğitim alan çocuklar arasında, birçok farklı problem nedeniyle de oyun terapisi ihtiyacı ortaya çıkabilmektedir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite, fobiler, takıntılar, okula uyum ve davranış problemleri, arkadaş ilişkilerindeki sorunlar, bunlardan bazılarıdır. Bu çocuklarda, bilişsel-davranışçı oyun terapisi uygulanmaktadır. Bilişsel-davranışçı oyun terapisi, yapılandırılmış, yönlendirici ve hedefe yöneliktir. Sorun olan davranışın yerine, daha olumlu düşünce ve davranışların geliştirilmesini sağlar. Çocuğun sorunlarına yönelik yapılan çalışmalar sırasında oyundan yararlanıldığı gibi, davranış kontrolü, model olma, maruz bırakma, rol oynama (veya drama) ya da sözel ve sözel olmayan bazı terapi teknikleri de kullanılır. Terapinin temel unsurlarından biri ödüllendirmedir. Gerekli görüldüğünde aileler ve öğretmenlerle yapılan görüşmeler yoluyla, sorunun çözümünde çok boyutlu bir çalışma yürütülür. Böylelikle, oyun terapisi yoluyla sorunlar aşamalı olarak çözülürken, çocuklar sorumluluk almayı, davranışlarını kontrol etmeyi, kendi problemlerini çözmeyi öğrenebilirler. Otistik çocuklar ise, bilişsel-davranışçı oyun terapisi teknikleri aracılığıyla, var olan takıntılarının etkisini azaltma, günlük yaşamda karşılaştıkları güçlüklerle baş etme yolları, uygun bir şekilde duygu ve düşüncelerini ifade edebilme, genel sosyal beceriler vb. alanlarda gelişme sağlayabilmektedir.
Kimi zaman, çocuklarımız yaşadığı yoğun duygusal zorluklar nedeniyle, oyun terapisi desteği gerekebilmektedir. Özellikle özgüven eksikliği, psikosomatik sorunlar, kimi korkular ve travma yaratan yaşantılar varsa, “Çocuk-Odaklı Oyun Terapisi”yle çok fazla yol alınmaktadır. Bu oyun terapisinde, çocuk kendini ifade etmekte, istediği oyuncakla birçok farklı şekilde oynamakta özgür bırakılmaktadır. Oyuncaklar çocuğun kendi gelişiminin anahtarıdır. Çocuklar, oyun odasında, korkularını, kaygılarını, suçluluk duygularını kişilere değil, onlar için daha kolay ve güvenli olan oyuncaklara aktarma şansı bulurlar. Oyun terapisi sürecinde, simgeler yoluyla bu durumu baş edilebilir hale dönüştürür. Bu süreç çocuğun kendini ifade edip, kendi yaşamı üzerinde yeniden kontrol kazanmasına yardımcı olur. Böylece, çocuk kendi-farkındalığını arttırıp, özgüven kazanır ve sorunlarıyla baş edebilmeye başlar.
Sonuç olarak, otizm ve diğer tanı gruplarındaki çocuklarda, özel eğitime destek olarak uygulanan oyun terapisi birçok kazanımı beraberinde getirmektedir. Çocukların, özel eğitimde öğrendiklerini pekiştirir, kavramları daha kolay öğrenmesini sağlar. Dil gelişimine katkıda bulunur. Daha kolay ve doğal bir tarzda iletişim kurar. İlgi ve yetenekleri daha objektif değerlendirilir. Stereotipik davranışları azalırken, kendi rutinlerinin dışına çıkabilmeye başlar, ilgi alanı zenginleşir. Kreş ya da okulda arkadaş ilişkileri gelişir, paylaşmayı öğrenir. Dikkatinin ve farkındalığının artmasını sağlar. Kurallara uymayı öğrenir, daha az problem davranış sergilemeye başlar. Birikmiş enerjisini kabul gören bir şekilde atmasını sağlar ve eğlenceli vakit geçirmeye başlar. Çocuğun kendine olan güven duygusu gelişir. Böylece, oyun terapisi ile çocuklar, sosyal ve psikolojik gelişimi desteklenirken, mutlu bireyler olmaları yönünde adım atma imkanı sağlanmaktadır.



